Wimbledon coşkusu başlıyor

Dünyanın en prestijli tenis turnuvası Wimbledon, 27 Haziran’da başlayacak. 2020’de yapılamadı; geçen yıl da kısıtlamalar nedeniyle az sayıda seyirciye izin vardı, oyuncular da Wimbledon’da değil, Westminster’de kaldı. Bu yıldan itibaren Wimbledon yeniden oyuncularıyla seyircilerine kavuşuyor. Pandemiden sonraki ilk kısıtlamasız turnuvada on binlerce turist bekleniyor. Turnuva süresince Wimbledon’ın yaşam stili, temposu, enerjisi değişiyor. Ev sahipleri, restoranlar, modacılar, kafeler, hediyelik eşya mağazaları son derece mutlu.

İşler açılıyor, Wimbledon yine festival havasına bürünüyor. Fiyatları günlük 1.500 sterlinden başlayan, finallere doğru değeri katlanan biletlerinizi almadıysanız kortları sadece ekranlardan görebilirsiniz. Elbette kimse sizin turnuvanın havasını teneffüs etmenize engel olamaz. Wimbledon, dünyanın en eski tenis turnuvasının oynandığı yer. 1868’de kroket oynanması için kurulmuş olan kulüp, 1877’de adına tenisi eklemiş. İlk kez 9 Temmuz 1877’de yalnızca 22 İngiliz erkek tenisçinin katılımıyla turnuvanın ilki yapılmış.

Gezginimiz Aynur Tattersall, Wimbledon’ın gurmeler için de çekici olduğunu söylüyor. 

Wimbledon’ı Wimbledon yapan, kendi özgü kuralları aslında o günlerden beri hiç değişmemiş, Köyün resmi renkleri yeşil ve mor; tenisçilerin beyaz giymesi zorunlu ve korta giriş-çıkış protokolüne uymalılar. İzleyenler kadar sporcular da yılın en eğlenceli turnuvasına katılmak için büyük heyecan duyuyor. Konuştuğum, tüm dünya turnuvalarına katılan tenis yıldızları Wimbledon’ı çok özel ve prestijli bulduklarını, bu köye gelmeyi iple çektiklerini söylüyorlar. Merkez kortta kraliyet ailesinin de bir locası var. İş dünyası da büyük ücretler ödeyerek müşterilerini özel localarda ağırlayabiliyor turnuva boyunca. İki hafta süresince şampiyonaya kilitlenen İngilizler için Wimbledon yılın en önemli spor olayı. Bu yıl turnuvada 40.35 milyon sterlin dağıtılması bekleniyor. Organizasyon tarihinin şimdiye kadarki en yüksek ödül seviyesi bu. 9 Temmuz’da oynanacak tek kadınlar ve 10 Temmuz’da oynanacak tek erkekler finalini kazananlar 2 milyon sterlin ödülle ayrılacaklar kasabadan. Wimbledon, sadece tenisseverler değil, damak zevkine düşkün olanlar için de cennet.

Tattersall’un önerilerinden Thai Tho ödüllü bir restoran.

Dünyaca ünlü şeflerin hazırladığı yemekleri tatmak için restoranlarda rezervasyonlar günler önceden doluyor. Çok sevdiğim Uzakdoğu yemeklerinde de Wimbledon’daki restoranlar sizi hayal kırıklığına uğratmaz. Turnuva zamanı özel menüler çıkaran onlarca restoran var. Hepsini saymaya yerimiz yok. Favori restoranlarım arasında her yıl ödül alan Tayland restoranı Thai Tho ile bol çeşit sunan The Ivy’yi gözü kapalı önerebilirim. The Black Sheep ise bu yıl yeni açıldı ve geleneksel İngiliz yemeği servisi yapıyor, pazar rostosunu tatmanızı tavsiye ederim. İngiliz pub’ları bu bölgede çok popüler ve turnuva boyunca tam bir şölen havası yaratıyorlar. The Rose and Crown ve The Dog and Fox bölgenin en eski geleneksel pub’ları. 1659’dan bu yana hizmet veriyorlar. Turnuva boyunca gittiğim kafeler arasında Gails, Paul’s ve St. Cassien var. Her sabah turnuva başlamadan mutlaka bunlardan birinde kahve içip kruvasan yiyorum. Şayet zamanınız, bütçeniz ve heyecanınız varsa Wimbledon Tenis Şampiyonası’na katılma ayrıcalığını kazanın; ömür boyu hatırası sizde kalıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.